Çekin Zayii Olması ve İptali

En son güncellendiği tarih: 16 Oca 2020

ÇEKİN ZAYİ OLMASI VE İPTALİ

Bu yazıda incelenecek konu başlıkları sırasıyla;

Çekin zayi olması halinde başvurulacak hukuki yollar.

Ödeme yasağı ve çek bedelinin mahkemece belirlenecek yere tevdii.

İade davası.

İptal davasıdır.


1) ÇEKİN ZAYİ OLMASI


Kambiyo senetleri Türk ticaret kanununda düzenleme alanı bulmuştur. Kambiyo senetlerinden biri olan çek her ne kadar TTK’da düzenlenme alanı bulsa da, günümüzde en yaygın kullanımı olan kambiyo senedi çek olduğundan, ayrıca çek kanunu da düzenlenmiştir. Bu sebepledir ki çekin zayi olması durumu sıkça rastlanılır bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.


Çekin zayi olması kelime anlamı olarak; çekin kullanılamaz hale gelmesi veya çek sahibinin elinden rızası dışında çıkması durumlarıdır. Bu tanımlama TTK m. 757 ve m.792’deki ifadelerden anlaşılmaktadır. Sel deprem gibi doğal afetler sonucu çekin yok olması, çalınması, okunamayacak ölçüde tahrip edilmesi başlıca örnekleridir.


A) ÇEKİN ZİYAI HALİNDE BAŞVURULACAK HUKUKİ YOLLAR


TTK m.757’ deki düzenlemede;

“(1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir.


(2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.” denmektedir.


Kanunda bahsedilen ifadelerden de anlaşılacağı üzere çekin ziyaı halinde başvurulması gereken hukuki yollar dört ana başlık altında düzenlenip incelenmelidir.


1) ÖDEME YASAĞI


Öncelikle, yukarıda da bahsettiğimiz zayi sebeplerinden çalınma, yağma, kaybolmanın varlığı halinde çek sahibi, çek üzerinde zilyetliğini kaybetmesi söz konusu olacağından, çeki ele geçiren kişinin kötü niyetli olarak hak talep etmesinin önüne geçmek sebebiyle TTK m. 757/1’e göre muhataptan derhal ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, ödemeden men edilmesi talebinde bulunmalıdır. Önemle belirtmek gerekir ki ödemeden men talebi çekin ibraz süresi içinde verilmelidir.


Zaman içerisinde ödeme yasağı talebinin kötüye kullanılması durumu ile karşılaşılmakta ve bu durumun caydırıcı olması için ödeme yasağının kötüye kullanılması durumunda, “çek hamili Cumhuriyet Savcısına şikayette bulunabilir ve zararlarını talep edebilir.” Şeklinde hüküm getirilmiştir.


Ödeme yasağı talep edebilecek kişiler TTK M.757 de açıkça düzenlenmese de “iradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi” denilerek aslında çek zilyedinden bahsetmektedir. Ve fakat tek kriter bu değildir. Ödeme yasağı talep edecek kişi, Çekin irade dışı elinden çıktığı anda çek üzerinde meşru hakkının bulunduğunu da ispat etmelidir. Anlatılanlar ışığında varılan sonuç ise ödeme yasağı talebinde bulunacak kişilerin lehtar veya hamil olacağı yönündedir.


Ödeme yasağı talebinde şekil ise madde 757’den de anlaşılacağı üzere mahkeme, talep üzerine ödeme yasağı kararı verebilir. Ve yine madde metnindeki “dilekçe sahibi” ifadesinden de ödeme yasağı talebinin mahkemeye dilekçe verilmek suretiyle yapıldığını anlamaktayız.


Son olarak Ödeme yasağı talebi için görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.


“Davacı vekili; müvekkilinin meşru ve yetkili hamili olduğu, İş Bankası ... Şubesine ait 3199523 seri numaralı 15.000,00 TL bedelli, 3199524 seri numaralı 15.000,00 TL bedelli, 3199525 seri numaralı 20.000,00 TL bedelli çeklerin müvekkili tarafından kaybedildiğini veya çaldırmış olması sebebiyle Kapaklı Polis merkezine 12.11.2015 tarihinde gidilerek çekin keşidecisi olan firma yetkilisi ... ile birlikte çeklerin kaybedildiğine dair ifade verildiğini, ifadede ek keşidecisinin anılan çeklerin davacıya ait olduğunu, çeklerin davacıya ödenmesini kabul ettiğini, ancak çeklerin vade tarihlerinin yaklaşması üzerine bulunamamasından dolayı müvekkili tarafından Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde çek iptali davası açıldığını, Çerkezköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan çeklerle ilgili %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla ödeme yasağı konulduğunu,.. davalının çeki iktisapta kötü niyetli ya da ağır kusurlu olup olmadığının tartışılmasının gerekmediği, bu yönde somut bir iddia yahut kanıtın bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

( 11. Hukuk Dairesi 2019/332 E. , 2019/7282 K.)


2) ÇEK BEDELİNİN MAHKEMECE BELİRLENECEK YERE TEVDİİ


Bir diğer hukuki yol ise; TTK m. 757 f.2 de çek bedelinin mahkemece belirlenen yere tevdii edilmesidir. Tevdi kararının mahkemece resen verilip verilmediğiyle ilgili tartışmalar olmakla birlikte Yargıtay’ın bu konu hakkındaki görüşü; mahkeme, ancak borçlunun talebi üzerine tevdi kararı verebileceği yönündedir. Ancak TTK m. 757/2’ deki; “Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere tevdii kararının mahkemece resen verildiğidir. Uygulamada tevdii yeri olarak ise genellikle bir banka belirlenmektedir.


3) İADE DAVASI


Bu husus kanunda m.758’ de düzenlenmiştir.

“(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir.

(2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.”


Maddenin ilk kısmından anlaşılacağı üzere iade davası açılmasının ilk şartı poliçeyi ele geçiren kişinin bilinmesidir. Ödeme yasağı kararı verildikten sonra çeki ele geçirenin kim olduğu bilinmiyorsa, dilekçe sahibi çekin iptal edilmesini mahkemeden isteyebilir. İptal davası sonucu yapılan ilanda çeki elinde bulunduran kişi, çeki mahkemeye ibra ederse dilekçe sahibi artık TTK m758 f.1 uyarında uygun bir sürede iade davası açması gerekmektedir. Bu süre içerisinde iade davası açılmaması halinde çek üzerindeki ödeme yasağı kalkar ve çeki getirmiş olan kişiye çek iade edilir.


İade davası açılabilmesinin diğer bir şartı ise çeki ele geçiren kişinin kötü niyetli veya ağır kusurlu olmasıdır. Bu husus TTK m. 792 deki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790’nıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” Hükümden anlaşılmaktadır. Çeki sonradan alan kişinin kötü niyetli veya ağır kusurlu olması halinde iade davası açılabilecektir.


Görevli mahkeme TTK’ da açıkça düzenlenmemekle birlikte TTK m. 5’ deki Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” Hükmünden anlaşılacağı üzere görevli mahkeme olarak asliye ticaret mahkemesi kabul edilmesi gerekmektedir.


4) İPTAL DAVASI


İptal davası TTK m.651

“(1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. (2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.” Hükmü ile düzenlenmektedir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere çekin iptali için dava açılmasının ilk şartı, çekin zayi olmasıdır. Zayi olma kavramı esasında, çek hamilinin elinden rızası dışında çıkması sebebiyle ibraz edilemeyecek hale gelmesi veya okunamayacak derecede yıpranmış olması anlamındadır. İptal davası ile iade davasını birbirinden ayıracak en önemli husus ise, iptal davası açılabilmesi için çeki elinde bulunduran kişinin kim olduğunun bilinmemesi gerekmektedir.


Çekin iptali için gereken diğer bir şart ise, çek üzerindeki zilyetliğinin yeniden iktisap edilmesinin mümkün olmamasıdır. Çekin zilyetliğinin kalıcı olarak yitirilmiş olması gerekmektedir.


İptal davası açılması için görevli mahkeme, yine kanunda açık olarak düzenlenmemekle birlikte Yargıtay’ın içtihatlarında da benimsediği üzere asliye ticaret mahkemesi olarak kabul edilmektedir.


TTK m. 760 iptal davasında ilan aşamasını düzenlemektedir.

Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa uğradığına dair verdiği açıklamaları inandırıcı bulursa, verilecek ilanla, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi belirli bir süre içinde getirmeye davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.” ilan yoluyla ulaşılmak istenen sonuç çeki elinde bulunduranın ortaya çıkmasını sağlamaktır.


Yapılacak ilanın ne şekilde yapılması gerektiği TTK m. 762’ de düzenlenmektedir.


“(1)Poliçenin getirilmesine ilişkin ilan, 35 inci maddede yazılı gazete ile üç defa yapılır.

(2) Özellik gösteren olaylarda, mahkeme, uygun göreceği daha başka ilan önlemlerine de başvurabilir.” Bu hüküm emredicidir. İlanın Ticaret Sicili Gazetesi ile 3 defa yapılması gerekmektedir.


Çekin mahkemeye tevdii edilmesi için yapılacak ilanın süresiyle ilgili düzenleme ise TTK m. 761 de düzenlenmekte olup, çekin mahkemeye tevdii edilmesi için verilen süre en az 3 ay en çok 1 yıldır. Sürelerin başlangıçları ise vadesinin gelip gelmediğine göre değişiklik gösterecektir. Vadesi gelen çekin ilan süresinin başlangıcı; ilk ilan gününden itibaren, vadesi gelmeyen çekin sürelerinin başlangıcı ise vadesi gelmesinden itibaren başlamaktadır.


Konuyla ilgili bahsedilmesi gereken son husus ise ilanın sonuçlarıdır. Yapılan ilanın sonucu, çekin mahkemeye getirilmesi veya ilanın sonuçsuz kalması olarak iki başlık altında incelenmelidir. Çekin mahkemeye getirilmesi durumunda, mahkeme dilekçe sahibini iade davası açması için uygun bir süre verecek, İlanın sonuçsuz kalması durumunda ise mahkeme tarafından çekin iptaline karar verilecektir.


Konuyla ilgili olarak Yargıtay kararı :


“..Talep, zayi sebebiyle çek iptali istemine dair olup, mahkemece, iptali istenen çeklerde davacının yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Esasen hasımsız olarak açılan bu davada iptal talebinde bulunan şahsın ispat etmesi gereken husus zilyedi bulunduğu çekin rızası hilafına elinden çıkmasıdır. Ancak, iptal davasında kesin ispat aranmayıp çekin kaybolduğunun "kuvvetle muhtemel" olduğunu göstermesi yeterlidir (6102 Sayılı TTK. m. 760). Davacı, çeklerin lehtarı ve hamili olduğu ileri sürerek iptalini talep ettiği çeklere dair bilgileri mahkemeye bildirmiştir. Davacının daha fazlasını ispata zorlanması, zayi sebebiyle çek iptali hükümlerinin uygulanmasını imkânsız hale getirecektir. Kaldı ki, dosya kapsamında davacının iddiasının aksini kanıtlayacak somut bir delil bulunmamaktadır. Her ne kadar, karar gerekçesinde davacının keşideci şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu ve çeklerin yasal hamili olduğunu ispat edemediği ifade edilmiş ise de, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu keşideci şirketten 2014 yılında ayrıldığı; mahkemece talebin kabulü halinde ilanın ve kararın “keşidecisi ... Tarım Mak. İmalat San. Tic. Ltd. Şti. lehtarı ... olan” çeklere dair yapılacağı ve zayi kararlarının kesin hüküm teşkil etmediği de gözetildiğinde davacının davaya konu ettiği ve bilgilerini sunduğu 21 adet çekin lehtarı ve yasal hamili olduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

( 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/3882 K. 2017/6192 T. 15.11.2017)

2,624 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

“Türkiye Cumhuriyeti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954 yılında taraf olmuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987’de, zorunlu yargılama yetkisini ise 1990 yılında kabul