Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda Karşı Dava

Güncelleme tarihi: Şub 5

Karşı Dava


Karşı dava, açılmış ve görülmekte olan bir davanın davalısının, aynı mahkemede, davacıya karşı açtığı dava olarak tanımlanır. [1] Açılmış ve görülmekte olan bir davada, davalının aynı mahkemede, davacıya karşı açtığı davaya, karşı dava denir.[2] Karşı dava uygulama ve doktrinde; karşılık dava, mukabil dava, davayı mütekabile gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır.


Karşı dava Hukuk Muhakameleri Kanunun 132-135'inci maddelerinde düzenlenmiştir.


Karşı davanın usule ilişkin koşulları;


1-) Asıl davanın derdest olması,

Asıl davanın derdest olmasından anlaşılan, esas dava hakkında herhangi bir karar verilmemiş olmasıdır. Herhangi bir kararın verilmiş olması halinde karşı dava açma imkanı ortadan kalkacak, başvurucu dilerse müstakil bir dava açması gerekecektir.


2-) İki davanın aynı yargılama usulüne tabi olması,

Düzenleme ile hem asıl davanın hem de karşı davanın aynı mahkemenin görev alanına girmesi gerekliliği düzenlenmiştir. Buna göre örneğin idari yargı görev alanına giren bir dava konusunun karşı dava ile adli yargı mahkemelerinde ileri sürülmesine imkan bulunmamaktadır.


3-) Karşı davanın esasa cevap süresi içerisinde açılması gerekir.

Esasa cevap süresi, yazılı yargılama usulünde ve basit yargılama usulünde, kural olarak dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Cevap süresinin mahkeme tarafından uzatıldığı hallerde de, ek süre içerisinde karşı dava açılması mümkündür (HMK m. 127).


Karşı davanın esasa ilişkin koşulları;


1-) Asıl dava ile karşı dava arasında ilişki bulunması,


Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması şarttır. (HMK Madde 132)


2-) Asıl dava ile karşı dava arasında takas yada mahsup ilişkisi olması,


Takas değişim sureti ile ödeşme, hesaplaşma anlamında iken, mahsup tenzilat sureti ile ödeşme demektir. Birbirine yakın olan ve uygulamada birbirinin yerine bile kullanılan bu iki kavram arasındaki temel fark takasta değişim, mahsupta ise tenzilat sureti ile bir hesaplaşma imkanı sağlamalarıdır. Takas”ın sözlükteki karşılığı, “ödeşme, hesaplaşma, mahsuplaşma, sayışma” iken; “mahsub” ise “hesabedilmiş, hesaba dâhil edilmiş, avans kapatma” gibi anlamlara gelmektedir. Ansiklopedik lügatlerde dahi bu kavramların birbirine çok yakın addedilebilecek şekilde anlamlarının verilmesi aslında karıştırılmaya ne kadar müsait olduklarını da gözler önüne sermektedir.[3]


Takas Türk Borçlar Kanunu’n 139 ila 145’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Mahsup ile ilgili kanuni açıklayıcı kanuni bir düzenleme bulunmamakla birlikte mahsup kavramının geçtiği kanuni düzenlemeler bulunmaktadır.

Ancak, doktrinde ve Yargıtay’ın müstakar içtihatlarında haklı olarak belirtildiği gibi, takas veya mahsup talepleri için ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur. [4] Davalının cevap dilekçesinde takas yada mahsup talebi var ise bunun karşı dava olarak anlaşılması ve yorumlanması gerekmektedir.


Yargıtay kararlarından örnekler vermek gerekir ise;


“…Takas def’i sonuç doğurabilmesi için ayrı bir dava açılmasına veya karşı dava ile ileri sürülmesine gerek olmayıp, takas bildiriminin karşı tarafa ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmelidir.”

(Yargıtay 15. HD, E. 2011/7034, K. 2012/5961, T. 2.10.2012)


“…Takas karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi def’i olarak da ileri sürülebilir ve def’i olarak ileri sürüldüğü hallerde diğer savunmaların tabi bulunduğu yasa hükümlerine tabi olur. Usulün, mahkeme kararında anılan ve karşılık davayı ilgilendiren hükmü, karşılık davanın kabul şartlarından birisini bildirmek üzere yasaya konulmuş bir hüküm olup, takas iddiasının davalı tarafça ancak karşılık dava şeklinde ileri sürülebileceğini bildirmek üzere yasaya konulmuş değildir…”

(Yargıtay 4. HD., E. 1975/9242, K. 1976/8717, T.14.10.1976)


3-) Asıl dava ile karşı dava arasında hukuki ve fiili bağlantı olması gerekir.


HMK m.132,1/b; ‘’..Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması şarttır…’’ hükmünü haizdir. HMK 132,1/b düzenlemesinde yer alan davalar arasında bağlantının mevcut olması düzenlemesi ise HMK m.166/4 “Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.” şeklinde belirtilmiştir.


Karşı davanın incelenmesi;


1-) Ayrı harca tabii olması,


Harçlar Kanunu madde 6; karşı dava müstakil dava gibi ayrı harca tabiidir.

“…Harç peşin veya süresinde ödenmemişse müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam edilir.Mahkemece verilen süre içerisinde davalı karşı davacı tarafından harç ikmal edilmiştir…” (Yargıtay 2. HD., E. 2011/ 2478, K. 2011/3377, T. 28.2.2011)


Kişilerin süresinde harcı yatırmamalarına rağmen, gecikmeden müstakil bir dava açmaları onlara çözüm sunacaktır. Çünkü boşanma davalarında bağlantı koşulu da gerçekleştiğine göre davalar birleştirilecek ve bu şekilde uyuşmazlığın halli sağlanacaktır. Bu çözüm şeklinin aralarında bağlantı olması koşuluyla diğer davalar açısından da uygulanacağını belirtelim.[5]


2-) Ayrıca vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi,


Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde ve ayrılmasında ücre başlıklı 8.Maddesinde; ‘’…Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.’’ Düzenlemesi gereği karşı dava da ayrı vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilir. [6]


3-) Ayrı hükümler kurulması gerekliliği


Karşı dava ve asıl dava ile ilgili ayrı hükümler kurulması gerekir. Uygulamada öncelikle esas dava akabinde ise karşı dava ile ilgili hüküm kurulmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus esas dava ve karşı dava ile ilgili her iki hükmünde hüküm için aranan şartların tamamını taşıması gerekmektedir.


4-) Karşı davanın da ayrı istinaf ve temyiz kanun yoluna tabii olması


Asıl dava ile birlikte karşı dava da ayrı istinaf veya temyiz kanun yoluna tabidir. İstinaf ve temyiz edilmek istenen karşı dava için ayrı ve karşı davayı ferdileştirecek şekilde ve süresinde istinaf/temyiz başvurusu yapılmalıdır.


HMK Madde 132, 133,134,135 Karşı Dava Hükümleri;


Karşı dava açılabilmesinin şartları
MADDE 132- (1) Karşı dava açılabilmesi için;
a) Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması,
b) Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması,
şarttır.
(2) Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa, mahkeme, talep üzerine yahut resen, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.
(3) Karşı davaya karşı, dava açılamaz.
Karşı davanın açılması ve süresi
MADDE 133- (1) Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.
(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.
Asıl davanın sona ermesi

MADDE 134- (1) Asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesi, karşı davanın görülüp karara bağlanmasına engel oluşturmaz.

Uygulanacak hükümler
MADDE 135- (1) Bu Kanunun dava ile ilgili hükümleri, aksine özel düzenleme bulunmayan hâllerde, karşı dava hakkında da uygulanır.

Yazı taslak kaynakçası ;

[1] Emine Aslı Küçükaydın, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-123-1561

[2] Baki Kuru, Hukuk Muhakameleri Usulü,Cilt 2

[3] Emine Aslı Küçükaydın, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-123-1561 ,s.8

[4] Emine Aslı Küçükaydın, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-123-1561 ,s.8

[5] Emine Aslı Küçükaydın http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-123-1561 s,231

[6] https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/2019-avukatlik-asgari-ucret-tarifesi-80365

2,626 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yargıtay Kararlarında ve HMK'da Yetki Sözleşmeleri

Komisyon tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığı’na sunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın ilk şeklinde yetki sözleşmesi 22-23-24. maddelerde düzenlenmekteydi. Bu düzenlemeler şu şekildeydi: