Türk Ceza Kanunu'nda Çevreye Karşı Suçlar

Çevreye karşı suçlar Türke Ceza Kanunu’n ikinci bölümünde çevreye karşı suçlar başlığı ile düzenlenmiştir. Çevreye karşı suçlar; TCK 181.Madde ‘’Çevrenin kasten kirletilmesi’’, TCK 182.Madde ‘’Çevrenin taksirle kirletilmesi’’, TCK 183.Madde ‘’gürültüye neden olma’’, TCK 184.Madde ‘’İmar kirliliğine neden olmak’’ olarak düzenlenmiştir. Kanunda düzenlenmiş bulunan çevreye karşı suçların kanuni unsur, vasıf ve mahiyetleri, suçun cezası, zamanaşımı, şikayet, iştirak açıklama ve emsal niteliğindeki yargı kararları yazımızın konusudur. Yazının sistematiği ve kolay anlaşılması için TCK’daki düzenleme, madde ve suç başlığına sadık kalınmıştır.


1- Çevrenin kasten kirletilmesi (TCK Madde 181)


Türk ceza kanunu çevreye karşı suç düzenlemesinde ikili bir ayrıma gitmiştir. Buna göre suçun manevi unsuru olan kast ve taksir ile suçun işlenmesi farklı maddelerde düzenlenmiş ve farklı sonuçlar bağlanmıştır. Buna göre çevrenin kasten kirletilmesi suçunun unsurları ‘’İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak’’ ve ‘’çevreye zarar verecek’’ şekilde ‘’atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi … ile cezalandırılır.


TCK 181.Maddeye göre; belirlenen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde hava, toprak ve suya kasten zarar veren kimse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atık ve atıkların hava, toprak ve suya verilmesi ilgili yasaya aykırı olmalı, çevreye zarar vermeli ve kasten atılmış olmalıdır.


TCK 181/2 ;Atık ve atıkların izinsiz olarak ülkeye sokan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ile cezalandırılır.


TCK 181/3; Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi

halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza iki katı kadar artırılır.


TCK 181/4; Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi halinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.


TCK 181/5 ; Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.


2- Çevrenin taksirle kirletilmesi (TCK Madde 182)


TCK 182/1; Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.


TCK 182/2 ; İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya taksirle verilmesine neden olan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


3- Gürültüye neden olma (TCK Madde 183)


TCK Madde 183/1; İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.


4-) İmar kirliliğine neden olma (TCK Madde 184)


TCK Madde 184- (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.


(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.


(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.


(6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.


4.1. TCK 184.Maddesindeki ''imar kirliliğine neden olma suçunun'' kanun gerekçesi;


“Madde metninde imar mevzuatında belirlenen usul ve koşullara aykırı olarak inşa faaliyetinde bulunmak, suç olarak kabul edilmiştir. Birinci fıkradaki suç, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmakla oluşur. Böylece, sadece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta veya kalfa değil; inşaatın sahibi de, bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, bu tür inşa faaliyetlerine kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişiler de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacaktır. İkinci fıkrada; yapı ruhsatiyesi olmadan başlatıla inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması ya da bu hizmetlerden yararlanılmasına müsaade edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Üçüncü fıkraya göre, yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade edilmesi, ayrı bir suç oluşturmaktadır. Dördüncü fıkrada bu madde hükümlerinin uygulanma alanı ile ilgili sınırlama getirilmiştir. Bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanabilecektir. Örneğin organize sanayi bölgeleri, özel imar rejimine tabi bölge niteliği taşımaktadır. Ancak, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlama kabul edilmemiştir. Bu bakımdan, köy sınırları içinde inşa edilen, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu madde hükümleri uygulanabilecektir”


4.2. Korunan hukuki yarar;

TCK 184.Maddede ''imar kirliliğine neden olma'' suçu ile korunan hukuki Anayasa'nın 56. Maddesinde düzenlenmiş olan dengeli ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ile çevrenin korunmasıdır. Kanunun koruduğu hukuki yarar hem kişilerin sağlıklı çevrede yaşama hakkı hem de bizzat çevrenin kendisinin korunmasıdır.


4.3. Suçun Maddi Unsurları; fail, mağdur, konu, eylem ve nedensellik bağı;

402 görüntüleme0 yorum