Trafik Kazası Tazminatlarında Maluliyet, Kusur, Zarar Kavramları ve Aktüerya Hesabı

En son güncellendiği tarih: 9 Eki 2020

Trafik Kazalarında Tazminat Talep Etmenin Koşulları ve Bazı Nitelikli Halleri

Trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası, en az bir motorlu aracın karıştığı kazada ölüm, yaralanma gibi bedensel zararlar ile üçüncü kişilere ait araba, ev, arazi gibi malvarlıklarında meydana gelen zararlarının giderilmesi amacıyla, zarara uğrayan kişiler tarafından sorumluluğu bulunanlara karşı açılan bir tazminat davası türüdür. Trafik kazalarında tazminat, uygulamada hem bedensel hem de malvarlığı zararlarını ifade etmek üzere kullanılan genel bir ifadedir. Trafik kazası hukuki niteliği itibariyle bir haksız fiil olduğundan dolayı maddi ve manevi tazminat davası haksız fiil sorumlularına karşı açılabilecektir, bu sorumlular ise; 1)Aracın sürücüsü, 2)Aracın sahibi, 3)Aracın işleteni, 4)Sigorta şirketi’dir. Trafik kazaları nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi olup trafik sigortasını yapan şirkete açılacak olan tazminat davası için görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir bunun sebebi ise sigorta şirketinin sorumluluğunun ticari bir işten kaynaklı olmasındandır.

1) Maluliyet ve Maluliyet Raporu

Trafik kazaları sonrasında yaralanma veya ölüm meydana geldiği takdirde kişilerin kaza sonucu gördüğü bedensel zarar sebebiyle, trafik kazası mağduru geçici ya da sürekli olarak malul kalabilmektedirler. Trafik kazası sonucu kişilerin uğradıkları somut zararlar sebebi ile talep edilecek olan maddi tazminatın oranının belirlenebilmesi için zarar görenin maluliyet oranlarının tespiti gerekmektedir. Günümüz hukuki problemlerinde en sık karşımıza çıkan aksaklıklardan biri de trafik kazası sonucunda meydana gelen bedensel zararların maluliyet raporlarının hazırlanması hangi tüzüğe, yönetmeliğe göre yapılacağı konusunda görüş birliğinin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Bu durum Yargıtay tarafından birçok ilk derece mahkeme kararının bozulmasına sebep olmuştur. İlk derece mahkemelerinde maluliyet tespiti için adli tıp raporu ve müzekkerelerde doğru maluliyet hesaplamaları konusunda birçok hata yapılmaktadır. Maluliyet hesabı için Adli Tıp Kurumundan alınacak maluliyet raporuna, aktüerya hesaplama ile tazminat miktarları tespit edilebilmektedir bu maluliyet raporlarını Adli Tıp Kurumundan alabilmek için mahkeme ya da savcılık aracılığıyla raporun talep edilmesi gerekmektedir. Adli Tıp Kurumundan alınacak raporlar için yetkili olmayan sağlık kurum ve kuruluşların verdiği raporlar kurumlarca değerlendirmeye alınmaz. Öncelikle Adli Tıp Raporu alınacak kurumun yetkili olup olmadığının tespit edilmesi şarttır. Eğer bu şartları sağlamıyorsa bu rapor olarak kullanılmaz sadece bir görüş ya da mütalaa olarak kalır dolayısıyla mutlaka bir avukat görüşü dahilinde hareket edilmesi gerekmektedir.

2)Kusur ve Kusur Raporu

Hukuk düzeninin kınadığı, uygun görmediği davranış biçimine kusur denir. Bir zararın sorumlusu ancak zarara hukuka aykırı fiile neden olmuş ise gidermekle yükümlüdür. Kusur varsa sorumlulukta vardır. Kusurun belirlenmesinde Borçlar Kanunun genel hükümleri yanında KTK ve Karayolları Trafik Yönetmeliği de esas alınır. Kusurun hukuki literatürdeki karşılığı; zarara yol açan sonucun nedeni olan haksız fiili (davranış) işleyen kişinin sorumluluğunu doğuran davranış şeklidir. Özel hukukta sorumluluk dayanağı olan kusur, hukuk düzenince ayıplanabilir-kınanabilir görülen davranış bozukluğudur. Hukuktaki işlevinden kaynaklı olarak kusur sorumluluğunda kusur, sorumluluğun ana öğesidir. Tazminat hesaplamalarında da kusur temel ölçülerden biridir. Kusur incelemesinde fiilin yasa, tüzük, ve yönetmeliklerle belirli olan kurallara aykırılığı salt yeterli olmayıp hangi fiil ve davranışın zararı meydana getirdiği de saptanmalıdır. Bir eylem ve davranış, kurallara aykırı olmakla beraber, eylem ile zarar arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa, kurallara aykırı davranan kişi, zarardan sorumlu tutulamaz daha açık bir ifadeyle meydana gelen zarar fiilin sonucu olmak zorundadır.

3) Zarar ve Tazminat Hesabı

Trafik suçları değerlendirilirken bir zarar doğup doğmadığına bakılacaktır. Hukuk tarafından korunan maddi ve manevi haklara hukuka aykırı şekilde müdahale edilmesi sebebiyle meydana gelen eksilmeye zarar denilmektedir. Kişi, verdiği zarar ile sorumlu tutulacağı gibi öngörebildiği bir zarara, özensiz davrandığından dolayı sebebiyet verirse de bu durumdan sorumlu tutulacaktır. Bir kimsenin mal varlığının, haklarının veya kişiliğinin zedelenmesi sonucunu doğuran tüm eksikliklerin genel adı olan zarar, bir tazminat davasında kusurun bir zarara neden olduğu mutlaka kanıtlanmalıdır. Kusur ile zarar arasında uygun nedensellik bağı kurulabilirse, zarar ile eylem arasında kusur oranı belirlenebilecektir. Böylelikle zarar ve kusur arasındaki bağ trafik kazası sebebiyle tazminat taleplerinde tazminatın miktarını ve kapsamını belirlemede en önemli işleve sahiptir.

4)Dava Şartı Sigorta Kuruluşuna Başvuru Zorunluluğu;

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile meydana gelen trafik kazalarında, zararın tazmini için sigortacı şirkete başvurma zorunluluğu getirilmiştir. Değişiklik öncesinde, zarar gören sigorta şirketine başvuru yapmadan doğrudan dava açabilmekteydi. 26.04.2016 tarihinde Kanunda yapılan değişiklik ile trafik kazasından zarar gören, dava açmadan ve sigorta tahkim yoluna başvurmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapmak zorundadır. İlgililerin sigorta şirketine yazılı başvuru yapmasından sonra sigorta şirketi 15 gün içerisinde başvuruya yazılı olarak cevap vermek zorundadır, 15 günlük süre içerisinde yazılı başvuru yapılmaması veya verilen cevabın zarar görenin taleplerini karşılayamaması durumunda ilgililer dava açabilir.

5) Aktüerya Hesabının Yapılması

Bedeni hasar tazminatları için kalıcı veya geçici işgöremezlik hali aktüeryal tekniklere uygun olarak hesaplanmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı vefat eden ve destekten yoksun kalan kişilerin;

1)Yaşları

2)Beklenen Ömrü

3)Gelir Seviyesi

4)Enflasyon

5)Yaşam Tablosu

6)Destek Paylaştırma Yöntemi

gibi birçok kriter dikkate alınarak gerçekleştirilir. Maddi desteğin süresi kişinin beklenen ömrüne bağlı şekilde aktüer tarafından hesaplanmaktadır. Söz konusu gelir seviyesi belgelendirilmiş son gelir temel alınarak hesaplanmaktadır şayet gelire ilişkin bir belge yoksa asgari ücret baz alınacaktır.


Aktüeryal Yöntemde Tazminat Hesaplamaları;

Aktüeryal Teknik ve Yöntemle hesaplamada; hesaplamalara esas alınan tazminatın unsurları; 1)Teknik Faiz 2)TRH-2010 yaşam tablosu 3)Vergilendirilmiş kazanç-yasal aylık asgari brüt ücreti’dir. Teknik faiz olarak % 1,8 kullanılması öngörülmüştür. TRH-2010 tablosu ise muhtemel ömür sonunu; erkeklerde ortalama 75 yaş ve kadınlarda ortalama 79 yaş olarak belirleyen tablodur. Aktüeryal Yöntem için tazminat hesabına esas alınan ücretin hesap raporunun düzenlendiği tarihteki sadece belgelendirilmiş resmi evraklara göre belirlenen ücret kabul edilip, bu nedenle SGK kayıtlarında ve işyeri ücret bordrolarında gösterilen ücretlere itibar edilmektedir.

Konu ile İlgili Bazı Yargıtay Kararları

Manevi Tazminat Talebi Hakkında Yargıtay Kararları

“Davacı trafik kazası nedeniyle yaralanmış, bu yaralanma karşılığı manevi zararının da hüküm altına alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece manevi tazminat yönünden dava ispatlanamadığından red kararı verilmiştir. Somut olayda davacının, davalının kusurlu eylemi sonucunda 3 gün iş ve gücünden yoksun kalacak biçimde yaralandığı ceza mahkemesi kararı ile sabittir. Davacının bu yaralanma nedeniyle ruh ve vücut bütünlüğünün bozulduğu, bu yüzden de davanın yasal dayanağı olan BK. 47 maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğinin kabulü gerekir.” (Yargıtay 4. HD. 08.07.2004, 8160/9209) “Davaya konu yaralanmalı trafik kazası sebebiyle maluliyetin bulunmayışı, kazaya bağlı olarak yaşı küçük çocukta oluşan yaraların iyileşme süresinin bir ay olması göz önüne alındığında anne için 10.000 TL baba için 10.000 TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarı yüksektir.” (Yargıtay 17. HD. 2016/1139) “Ölümlü trafik kazasında çocuğu ölen ve kendi çocuğu %25 kusurlu olan anne baba için ayrı ayrı 7.000 TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarı oldukça azdır.” (Yargıtay 17. HD 2015/3324)

Tedavi Giderleri

“Zarara uğrayan, yitirdiği sağlığını ve çalışma gücünü tekrar kazanmak için katlanmak zorunda kaldığı ya da kalacağı bütün giderleri isteyebilir. ” (4.HD. 21.02.1980, 1979/2840-1980/2233),

Trafik Kazalarında Kusur “Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından desteğin davalı sürücünün arkadaşı olduğu ve olay günü gezme amaçlı davalının aracında yolcu olarak bulunur iken davaya konu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı yargılama aşamasında desteğin aracında hatır için taşındığını savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde olayda hatır taşıması olduğu kabul edildiği halde, hatır taşıması nedeniyle davalı bakımından tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekir.

Destek ve davalı arkadaş olup dosya kapsamından desteğin davalı sürücünün alkollü olduğunu bilerek aracına bindiği anlaşılmaktadır. Alkollü sürücünün aracına bilerek binmek zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermektedir. Mahkemece, destek yolcunun müterafik kusuru nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği ancak hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davacıya emniyet kemeri takmaması nedeniyle %10 oranında kusur verildiği anlaşılmakla, bu nedenle hükmedilen tazminattan %10 daha müterafik kusur indirimi yapılması gerekir.

Mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı ...Ş.'nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” (17. HUKUK DAİRESİ E. 2016/7624 K. 2018/10877 T. 19.11.2018)

1,135 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Islah ve Maddi Hataların Düzeltilmesi

Islahın kapsamı ve sayısı HMK Madde 176 ; (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir

HMK 293.Maddede Düzenlenen Uzman Görüşü Delili

Uzman görüşü MADDE 293- (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. (2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisind

HMK'nın Keşif Delili Hükümleri

Keşif kararı MADDE 288- (1) Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar vereb